Murat’ ın Oyunu

Sabahın ilk ışıkları, mahalleye sarı ve sıcak bir renk yayıyordu. Kuşlar, ağaçların dallarında şarkılarını söylüyor, sokaktaki çocukların kahkahaları yavaş yavaş yükseliyordu. Bu mahalle, yıllardır aynı ailelerin yaşadığı, birbirini tanıyan insanların olduğu bir yerdi. Her evin önünde küçük bir bahçe, bahçelerin önünde de oynayan çocuklar vardı. Mahalle, küçük bir dünya gibiydi; içinde hem eğlence hem de küçük dersler saklıydı.
O sabah, Murat yine erkenden uyanmıştı. Uyandıktan sonra hemen kahvaltısını yaptı ve koşarak sokağa çıktı. Sokağın ortasında arkadaşlarıyla ip atlama yarışması yapacaklardı. Murat’ın en yakın arkadaşları Elif, Can ve Zeynep, ipi çevirmeye başlamışlardı bile. Murat, derin bir nefes aldı ve ipi çevirmeye başladı. İlk başta her şey yolundaydı ama bir anda ayağı ipten takıldı ve yere yuvarlandı.
Arkadaşları önce gülmeye başladı. Murat da bir an şaşırdı ama sonra o da kahkahayı tuttu. “Ahahah, gördünüz mü, ben düştüm!” dedi. Fakat tam o sırada, Ayşe Teyze penceresinden bakıyordu. O, gülüşleri duyup pencereye çıkmıştı. Murat’ı yerde görünce önce endişelendi; ayağının acımış olabileceğini düşündü. Ama çocukların gülüşmelerini görünce hafifçe gülümsedi. Ayşe Teyze, çocukların mutluluğunu izlerken içinden “Herkes başına gelebilir, önemli olan birbirine destek olmak,” diye geçirdi.
Murat ayağa kalktıktan sonra arkadaşlarıyla oyununa devam etti. Bu sırada ip, istemeden Zeynep’in elinden kaydı ve Bahri Amca’nın bahçesine gitti. Bahri Amca, bahçesinde çiçeklerini suluyordu ve bir anda ipin çiçeklerin üzerine düşmesiyle bir kaç dal kırıldı. Bahri Amca başını sallayarak, “Çocuklar, biraz dikkatli olun!” dedi. Çocuklar ise utanç içinde özür dilediler. Murat, bu olayın kendisine de gelebileceğini anladı; başkalarının başına gelen küçük bir talihsizlik, aslında kendi başına da gelebilirdi.
O gün öğleden sonra, Mahmut Amca tamirci dükkânında çalışıyordu. Murat ve arkadaşları bahçede oynarken ip bu sefer Mahmut Amca’nın dükkanının vitrinine çarptı ve küçük cam kırıldı. Mahmut Amca, bir an öfkelendi ama derin bir nefes aldı. “Hepinizi birer birer tartışacağımı sanmayın,” dedi gülümseyerek, “Ama bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olalım, tamam mı?” Murat, başına gelebilecek kötü bir durumu fark etmişti. Hemen camı temizlemeye başladı ve Mahmut Amca’ya yardım etti. Bu sırada arkadaşları da ona destek oldu.
Akşam olunca, Mahalle kahvesinin önünde büyük bir kalabalık toplandı. Komşular birbirleriyle günün hikâyelerini paylaşırken, çocuklar da yaşadıkları maceraları anlatıyordu. Murat, gün boyunca başına gelenleri düşündü. Önce arkadaşlarının düşmesine güldüğü anı hatırladı; ama kendi başına benzer bir şey gelince ne kadar utandığını fark etti. Gözlerini kapattığında, arkadaşlarının ve komşuların yüzlerindeki tepkileri düşündü ve kendi davranışlarını sorgulamaya başladı.
Murat, o akşam evine dönerken annesine yaşadıklarını anlattı. Annesi, ona nazik bir sesle, “Bak Murat, başkasının başına gelen küçük talihsizliklerle alay etmek kolaydır, ama bu seni bir insan olarak büyütmez. Asıl önemli olan, birbirimize yardımcı olmak ve empati kurmaktır,” dedi. Murat, annesinin sözlerini düşündü ve ertesi gün oyun oynarken dikkatli olmaya karar verdi.
Ertesi sabah, Murat ve arkadaşları tekrar sokağa çıktılar. Bu sefer oyun sırasında ipi çevirmeye başlamadan önce, herkes birbirine dikkat etmesi gerektiğini hatırlattı. Murat, düşen arkadaşına hemen yardım etti; Elif’in ayağı takıldığında ona destek oldu ve Can ipi yanlışlıkla bahçeye attığında hep birlikte düzeltmeye çalıştılar. O gün mahallede bir şey dikkat çekti: Herkes hem eğleniyor hem de birbirine yardım ediyordu. Kahkahalar yükseliyordu ama kimse başkasının düşmesine gülmüyordu.
O günün sonunda, Murat öğrendi ki, başkalarının başına gelen talihsizliklerle alay etmek, sadece eğlenceli bir anı gibi görünse de, bir gün aynı şeyin kendi başına da gelebileceğini unutmak demekti. İnsanlar birbirine destek olduğunda, hem oyunlar daha keyifli olur hem de mahallede güvenli ve mutlu bir ortam oluşur. Murat, artık sadece eğlenmiyor, aynı zamanda arkadaşlarına daha dikkatli ve anlayışlı davranıyordu.
Haftalar geçtikçe mahalledeki herkes, küçük hatalardan ders çıkarmayı öğrendi. Çocuklar, oyun sırasında birbirlerini destekliyor, düşen arkadaşlarına gülmek yerine yardım ediyorlardı. Mahalle sakinleri de birbirine daha sabırlı davranıyor, birbirlerinin küçük kazalarına aldırış etmiyorlardı. Murat’ın içi mutlulukla doluyordu; çünkü artık sadece kendi neşesiyle değil, arkadaşlarının mutluluğu ve güvenliğiyle de ilgileniyordu.
Ve böylece, mahalledeki küçük dersler, büyük bir bilince dönüştü: Başkalarının başına gelen olaylara sadece gülmek yerine, empati kurmak, yardım etmek ve dikkatli olmak, hem kendimizi hem de başkalarını korumak demekti. Mahallede artık herkes, hem gülecek hem de birbirine sahip çıkacaktı.

 

Sonuçlar

#1. Murat, arkadaşlarının oyun sırasında düşmesine önce gülüyor ama daha sonra kendisi de düşüyor ve başkalarının başına gelen talihsizliklerin ne kadar ciddi olabileceğini fark ediyor. Bu durum, öyküde hangi mesajın verilmek istendiğini en iyi anlatır?

Öncesi
Sona ermek