Ayşe, köydeki en varlıklı ailelerden birinin tek çocuğuydu. Ailesi, onun hiçbir şeyden mahrum kalmasını istemiyor, ona istediği her şeyi alıyorlardı. Ayşe, her gün yeni kıyafetler alıyor, en pahalı telefonları ve cihazları sahip oluyordu. Arkadaşları, Ayşe’nin bu lüks yaşamına imrenerek bakıyordu. Ayşe de bu lüks yaşamı oldukça seviyordu ve bir gün, ailesinin yanına gelip çok istediği bir şeyi söyledi:
— Anne, baba, bir araba almak istiyorum. Tüm arkadaşlarımın arabası var, ben de artık bir araba istiyorum.
Annesi, Ayşe’ye gülümsedi ve cevapladı:
— Ayşe, tabii ki sana her şeyin en iyisini almayı isteriz ama bu kadar masrafı kaldırmak her zaman mümkün değil.
Ayşe, annesinin söylediklerini pek umursamadı. Zaten ailesinin parası vardı, ne olabilirdi ki? Sonunda, Ayşe’nin ailesi ona bir araba almayı kabul etti.
Ancak araba alındıktan sonra işler değişti. Ayşe, arabayı kullanmaya başladığında, sadece araba değil, aynı zamanda araba için sigorta, bakım, yakıt ve diğer masrafların da başladığını fark etti. Ayşe’nin ailesi, araba için gerekli parayı vermekte zorlanmaya başladı. Ayşe, her geçen gün daha fazla şey almak istiyor, fakat ailesinin ekonomik durumu buna ayak uydurmakta zorlanıyordu.
Bir gün, Ayşe’nin babası ona şöyle dedi:
— Ayşe, bazen hayat, ne kadar çok şey istemekle değil, sahip olduğumuzla yetinmekle ilgilidir. Ayağını yorganına göre uzatmalısın. Gerçekten istediğin şeyleri almak istiyorsan, harcamalarını kontrol etmelisin.
Ayşe, babasının söylediklerini düşünerek bir süre durdu. O an, çok şey istemenin, her zaman doğru seçim olmadığını fark etti. Harcamalarını gözden geçirdi, daha az istekle yaşamaya başladı ve aile bütçesine daha uygun seçimler yaptı.
Soru: Ayşe’nin yaşadığı zorluklar ve ailesinin ona verdiği öğüt, hangi deyimi anlatıyor olabilir? Düşün bakalım: Kişi, sahip olduğu imkanlara göre yaşamalı ve harcamalarını buna göre yapmalıdır. Bu durumu anlatan deyim nedir?