Ali, her zaman en iyisini isteyen biriydi. Küçük yaşlardan itibaren hep büyük hayalleri vardı. Lüks arabalar, pahalı kıyafetler, göz alıcı evler… O da bu hayalleri gerçekleştirebilmek için çok çalışıyordu. Ancak o kadar hırslıydı ki, ne zaman bir şey almak istese, her zaman borçlanarak almaya çalışıyordu.
Bir gün, en yakın arkadaşı Cem ona şöyle dedi:
— Ali, biraz daha dikkatli olmalısın. Harcamaların gelirini aşıyor.
Ali, gülümseyerek:
— Ne var ki? Herkes böyle yaşıyor, ben de aynı şekilde devam ederim, dedi.
Ancak zaman geçtikçe, Ali’nin harcamaları arttı ve borçları birikmeye başladı.
Bir sabah, Ali bankadan aldığı krediyi ödeyemediği için evini kaybetme tehlikesiyle karşılaştı. Üzerindeki tüm borçlar başına iş olmaya başlamıştı. Cem, onu tekrar uyardı:
— Ali, sana ne dedim? Ayağını yorganına göre uzatmalısın. Bu kadar lükse ve borca girmen sana zarar verdi.
Ali, o an bir şey fark etti:
Evet, her şeyin bir sınırı vardı. Harcamalarım çok büyük, gelirime göre değil. Eğer daha dikkatli olsaydım, bu durumda olmazdım.
Ali, o günden sonra daha sade bir yaşam sürmeye karar verdi.
Gelişen olaylarla birlikte borçlarını ödemeye, harcamalarını kısmaya ve daha dikkatli bir yaşam tarzı benimsemeye başladı.
Soru: Ali’nin harcamalarındaki aşırılık ve sonunda yaşadığı zor durum, hangi deyimi anlatıyor olabilir?